Bir balıkçı teknesinde bir sohbetine nail olmak isterdim ya da sadece dinlemek ya da balıkçının kendisi olmak isterdim, gecelerin uğrak noktası…

Balıkçılık… Balık tutmak… Deniz… Bil ki güzel… Nasıl adaplar var… Rakılar doldurulur en sonuncu kişi bitirene kadar kimse bardağını tazelemez… Herkes o son kalanı saygıyla bekler… Her şey eşit dağıtılır… İlerleyen saatlerde gizli kalmış hikayeler efsaneler maceralar…

Birinin canı sıkkınsa?

Anlatır… Herkes teselliye yarışır… Morali düzeltilir özenle… Ortak olunur derdine… Ortak bişey yapmanın sevinci olur…

Düzelir mi?

Düzelse de düzelmese de duyguları dökülür… Önemli olan budur… İyi gelir ona… Sana… Sana derken masadakilere… Siyaset konuşulur… Rahattır herkes…

Küfür var mıdır?

Küfür ayıp değildir… Öyle güzel küfür ederlerki küfürün bir edebiyat olduğunu anlarsın…

Argodur ana dil dimi?

Argo sözlüğü ana dil sözlüğü kadar kalındır… Rencide etmezler ama… Her küfür ya kahkaha ya da harbi dedirtir…

Kaç kişiliktir masa? Kalabalık mıdır?

Valla teknelerde 4-5 çekeklerde 5-10

Çekek ne?

Kayıkları karaya aldıkları yerler ve oradaki kulübeleri… İçerde ufak tefek ocak kap kacak olta alet çantası bi de varsa ufak bi buzdolabı olur… Rakı için… Su için…

Hiç kadın olmaz mı aranızda?

Olur… Balıkçıların orda eşleri olur bazen…

Şimdi anlattıklarını, hikayelerini daha bir merak ettim.. Ne onlarda anlatma aşkı ne de karşılarındakilerde dinleme aşkı biter…

Kesinlikle… Çok öğretici… Beyin açıcı aydınlatıcı…

Beyin de o sıralarda mümkün olduğunca açıktır ya…

Adam olduktan sora alkol sohbete lezzet katar… Ama ben bu kadar içebiliyorum demek gerek… Bazen bi resetleme tadında bayılana kadar içerim gerçi… Ertesi sabah b.k gibi uyanmak için…

Alkol komasından gidebiliyor mu insan, bunun testi için mi?

Yok canım bayılacak kadar değil… Başın dönünce kendini yatağa atıp uyuyorsun… Sabah kalkınca ne içmişiz be diyip bi duş alıp kendine iyi davranmaya karar veriyorsun…

Sonuç, kendine iyi davranma kararı aldığınla kalıyorsun.. (:

Sonuç, odanı toplayıp derslerine çalışıp cici çocuk oluyorsun bi dahaki bunalıma kadar…

———

“Bir balıkçı teknesinde bir sohbetine nail olmak isterdim ya da sadece dinlemek ya da balıkçının kendisi olmak isterdim, gecelerin uğrak noktası”

diye bir cümle kurduğum zaman hiç aklımdan geçmezdi böylesi güzel bir sohbetin başlangıcında olacağım…

09.21.2008’den bir not günüme…

Koyu yerler bana, anlatımlar Fırat Düzgün’e ait… Geçmiş zaman olur ki…

Written by tûbâ

Leave a Comment