Eğer hayatım bir Ezel dizisi olsaydı Ramiz Dayı…….

Bir tuba vardı, dediklerini belki kimse sallamazdı…
Bir tuba, lisedeydi o zamanlar, çok şey gibi okulu da ciddiye almazdı…
Ne sınıfın en çok çalışanı ne de okulu kırıp sallayanı…
Bilmem sormak lazım, o zamanlar var mıydı bir amacı?

Bu keşfi aslında 2003 senesinde keşfetsem de şu anda yazmamın nedenidir geçen hafta yaptığım seyahat…
Kütahya’daydım…
Ablamın öğrencilerine hem derslerde hem de deyim yerindeyse gaza getirmede yardımcı olmak için..
Sorularını çözmekten daha çok etkili olmuştu sorunlarını çözmem ama..
Konuşmalarım çekici gelmişti onlara..
Ben konuştum, onlar daha çok heyecanlandılar..
Onlar heyecanlandıkça ben anlatmakta heyecanlandım…
Bilmediler…
Onların yerinde olduğum zamanlarda yaptıklarımı, yaşadıklarımı, hissettiklerimi…
Hepsine bir bir şahit ettim…

Ve konuşmalarımda sürekli hocalarımdan bahsediyordum, önemli bir noktaydı bu çünkü evet diyordum..
Ama hocalarımın arasında da bir ismi daha çok zikrediyordum…
Ki zaten keşfettiğim diğer şey de…
Heyecanlanmalarına sebep olan cümlelerimin de aynı hocaya ait olmasıydı ya…
Hayat mıydı bu?
Roller mi değişmişti?
Emanetti de devretme zamanı mı gelmişti…

Bu sadece yazmama neden olan son keşfim…
Keşfettim…
Ben birçok muhabbette, birçok yazıda, birçok sözde…
Gizli özne etmişim kendisini, ben ise sözde…

Sadece kendi adıma konuşuyorum..
Bir hoca… Ve bir senede geçen yüzlerce heyecanlı gözler..
Büyüyen, büyütülen öğrenciler aracılığıyla aynı cümlelerle heyecanlandırılan başka yüzlerce öğrenci…

Yıl 2003’tü…
Bir kitap vardı önümde… Onunla cebelleşen ben…
Geçti hoca önümden…
Bir kitaba baktı bir de bana…
Daha beni tanımazken…
Sen yapabilirsin sanki dedi, farklısın dedi…
Kendimi benden önce keşfetmişti…

Kantinci abi seneye tekrar görüşeceğiz derken…
Ellerinin sıcaklığıydı başımı tavaf eden…
Kendime benden önce inanmıştı…
Beni bana inandırmıştı…

 

Geceler sürekli huzuruna çıktığı mahkeme…
Kahveler şahidi…
Avukatıydı kelimeleri…
Ve sırrıydı, tanığı da sanığı da…

Eğer hayatım bir Ezel dizisi olsaydı Ramiz Dayı…
Hani eskilerin dizisinde kuşçu vardı ya…
Sonralarda bir başka dizide Ömer Baba çıktı karşımıza…
Ben de şimdilerin dizisiyle buna benzer bir cümle kuruyorum…
Benzetmeyi/karşılaştırmayı sevmem…
Ve kendimle çelişmeyi de…
Ama inadına diyorum yine de…
İşte hayatım bir Ezel dizisi olsaydı, Ramiz Dayı..
Ali Hoca’m olurdu…
Ali Atlamaz…

Üstelik hayata nükte eden cümleleri kendi imzalı…
Bir o var ki, kendinden kareli, kendinden faktöriyelli…

 

Written by tûbâ

Leave a Comment