Düşünmenin bir onuru vardır…
Çok telaşlı düşünüyoruz; yürürken, yolculukta ya da diğer şeylerde…
Düşünce hıza dayalı değildir…
Düşünce gelince yolun ortasında da olsan otur, saatlerce keyfini sür…
(Şems-i Tebrizî)
Birkaç sene önce okuduğum kitaptan aklımda kalan bu paragraf beni bu yazıyı yazmaya itti.
Çünkü;
Bana kalırsa düşünce bir zihinsel eylemdi.
Yürümek, yolculuk etmek ise fiziksel eylem.
Ve bunlar ikisi birleştiği anda bir bütünlük kazanmakta idi.
Oturdum düşündüm.
En çok ne zamanlar düşündüğümü düşündüm.
Bu yazıyı yazma fikri dahi ne zaman aklıma gelmişti.
Ne zamanlar en iyi proje fikirlerini kurguluyor,
Blog başlığını ve konusunu ne zamanlar buluyordum.
Sahiden hiçbir şeyle uğraşmadığım vakit mi geliyordu o ilham perileri,
Yoksa başımı kaşıyacak vakit bulamadığım zaman mı çağırıyordum.
Veyahut, rutin işlerin arasında birden parlayıveriyor muydu düşünce ampulu?
Oturdum düşündüm.
En çok evi süpürürken, duş alırken ve yolda yürürken düşündüğümü fark ettim.
Ve dahası kendimle konuştuğumu da…
Fizik çok zihni yormayan bir işle meşgul olurken,
O işle omurilik soğanını oyalarken,
Zihin hep bir arayış içerisine girmekte…
Eski anılar, eski düşünceler hep o anda canlanmakta…
Yeni yazılar, yeni fikirler hep o işler arasında belirivermekte…
Oturdum düşündüm…
Ve fark ettim…
Fark ettikçe,
Daha çok evi süpürür,
Daha çok duş alır,
Daha çok yürür buldum kendimi…
Oturdum düşündüm!
En çok hangi zamanlar düşündüğünü…
Sen de otur, düşün önce!
Written by tûbâ

Leave a Comment