“Petrole hakîm olursan devletlere,
Gıdaya hak
îm olursan halklara, 
Paraya sahip olursan insanlığa hakîm olursun.”

 Diyor Henry Kissinger.

Ne büyük bir söz.
Ne iddalı bir söz.
Ne zahirce bir söz.
Ne cahilce bir söz.

Amr bin Hişam,
Yani Ebû Cehil.
Yani “Cahilliğin Babası”.
Cahilliği hiçbir şey bilmemesinden değil.
Aksine öyle çok şey biliyor ki, Ebû’l-Hakem (Bilgeliğin Babası) da diyorlar kendisine.
Cahilliği hiçbir şey bilmemesinden değil.
Cahlliği; o kadar çok şey bilip de,
Efendimiz’i bilmemesinden…
Yani gerçek Hakîm’i.

Ebû’l-Hakem’i Ebû Cehil eden sebep neyse,
O ilk cümleyi de cahilce etmekte işte.

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca,
“Hiç kimseyim.”
Dudak bükülüp önemsenmediğini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf”ım demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp “Hiiiç.” demiş.
“Daha niye kabarıyorsun be adam,” demiş Hoca.
Ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
‘Hiçlik Makamı’ında.

Ne çok savaşmaktayız daha fazlası için.
Hırs adına.
Ünvan sahibi olmak adına.
Güce sahip olma adına.
İktidarlık adına.
Yarışmaktayız,
Mutsuzluk adına.

10 gün boyunca ailemin yanında memleketteydim.
Düşününce, annemin söylediğini:
“Ne yapayım ben hesap cüzdanımdaki sıfırları, hiçbir şey şu keçimin, elimden ekmeği yerkenki bana bakışı kadar mutluluk vermiyor ki…”
Henry Kissinger’dan daha mutlu, daha huzurlu olduğuna eminim.
Ve daha akıllı olduğuna da…

Mustafa Ali…
Hani şu Çocuklar Duymasın’ın filozofu.
Sistemin esaretine dem vurur:

Söylenenleri iyi özümsemek gerek.
Çalışma demiyor.
Gelecekte mutlu olma adına neden ödün verdiğimiz şu anki mutluluğumuz diye soruyor.
“Daha fazlası” denilen şeyin bizin esirimiz olmasından çok, biz onun esiri olmaktayız diyor.

Güzel diyor.

10 gün boyunca ailemin yanında memleketteydim.
Mutluluk neydi hatırlamak adına,
Mutlu olmak adına,
Ne için yaşadığımızı tekrar hatırlamak adına;
Yaşamdan biraz uzaklaşmak gerek,
Ya da,
Yaşamın ta kendisine geri dönmek…

Hep olmak için hiç olmak gerek evvela.
Hep’liğe giden yolun hiç’likten geçtiğini bilmek gerek.
Ebû Cehil olmak da biz insanlar adına,
Ebû’l-Hakem olmak da.
Aradaki ince çizgiyi fark etmek gerek.
Bilmek gerek kimin kime hakîm olduğunu.
Hakîm’in kim olduğunu.
Mutluluğun sırrını keşfetmek gerek.

Bu bir keşif yazısı değil diye sızlanıyordum.
Var mıdır son cümleden âlâ keşif:)

Written by tûbâ

Leave a Comment