Birisi konuşurken bütün iş dinleyende.
Birisi dinlerken bütün iş konuşanda.
Birisi susarken bütün iş susanda olur.

Dinlemek ağır bir eylemdir.
Ve hatta öyle her kişinin harcı değildir.

Dinlemek; susmak, duymak, idrak etmek, ilgilenmek,
Bilgilenmek, merak etmek, hissetmek kelimelerinin bütününü içerir hacminde.

Hiç kimse, hiç kimseyi dinlemiyor aslında.
Dinlermiş gibi yapıyor.
Karşıdakinin anlatacakları bir an evvel bitsin de sıra gelsin diye “hee hee” diyor, sıkça başını sallıyor.
Dinlemiyor, duyuyor.
Otobüs sesi, yağmur sesi, çamaşır makinesi sesi gibi.
Kulağı dolduruyor, hissetmiyor.
Bitiyor.
Diğer taraf anlatıyor, sahtekarlık devam ediyor.
“He hee” diyen, başını sallayan yer değiştiriyor.

Herkes daha çok yaşadığını, daha çok tecrübe ettiğini, bildiğini sanıyor.
Ya dinlemiyor, ya anlatılandan pay çıkarıp kendi hikayesine çeviriyor konuyu.
Anlatılan her şey ya başından geçmiş oluyor ya da şahit olmuş oluyor.
Ama konu bir şekilde öznesi o olacak şekilde evrimleşiyor.

Eğer dinliyorsan öznesi kendin olan cümleler kurma.
Kendini anlatmaya başlama.
Hayatı kendinden ibaret sanma.

Eğer merak etmiyorsan dinleme,
Dinlemiş olmak için dinlemek sadece geçiştirmekten ibarettir,
Ki o da dinlemenin meşrebine terstir.

Eğer dinliyorsan, gözlerinle de dinle.
İlgilenme ne kafandakilerle, ne başka bir şeyle.
Veremiyorsan kendini ertele, izin iste.

Eğer ilgilenmiyorsan dinleme.
Nasılsın diye sorduğunda, verilen cevapla oralı olmuyorsan,
Soruya dahil olma.

Eğer dinliyorsan öneri getir, çözüm için uğraş,
Ya da soru sor, karşıdakine yol göster,

Samimi ol.

“Dinliyorum seni” deme.
Dinle.

Ama dinlemiyorsan dinleme,
Dinliyormuş gibi de etme!

Ah! Bir de;
Sen anlatıcı.
Dinlemek istemeyene de anlatma!
Her sessiz ortamı müsait, her suskun kişiyi dinliyor sanma,
Bırak, tadında!

-Dinlemek mevzubahis olunca naif olamıyorum. Seni dinliyorum diyenlere itimad edemiyorum. Hayatî İnanç hocam bu konudaki kıssası özetler de her şeyi o hoş diliyle, yine de naçizane yazamadan edemedim ben de.-

 

Written by tûbâ

Leave a Comment