Seven sevdiğinin haliyle hallenirmiş.
Ve sevgi tezahürleri ile bilinirmiş.

Değil mi ki, yıllarca evli olan çiftlerin yüzlerini birbirine benzetiriz.
Sevdiğimiz kişinin konuşmasına benzer konuşmamız bir zaman sonra.
Oturmamız oturmasına, bakışlarımız bakışlarına benzer.
Öfkemiz, kaş çatışlarımız..

Peki ya ekmeği seviyorsak? Çay ise sevdiğimiz?

İçilen bir bardak çay bile insana sirayet eder.

Bir ekmek, onunla uğraşan tüm kişilerin haliyle hallenir. Ağza giden her bir lokmada, çiftçi o gün nasıl bir ruh hali ile ektiyse toprağa o tohumları, o hal sirayet eder tohumlara ve lokmaya. Sonra buğdayı biçen, o gün nasılsa buğday da o halden hallenir. Değirmenci, buğdayı öğütürken nasılsa hali ekmeğe geçer. Ve fırıncı, nakliyeci.. Sofraya gelinceye kadar emeği olan tüm kişilerin haliyle hallenir ve bu hal yiyen her kimse, sirayet eder.

Mutlu, huzurlu, dualı bir kalp ile nasiplenen lokmanın tezahürü güzel olur da peki ya o gün eşiyle kavga ettiyse çiftçi? Yahut borcu olduğu için isyan bayrağını çekmişse değirmenci? Veya çok yorgun olduğu için sövmekteyse fırıncı?

İşte o zaman yenilen ekmeğin de, içilen suyun da, bir bardak çayın da üzerini zulmet kaplar. Eve getirip yenildiğinde ağırlık yapar kalbe, uyku verir, gaflete sarar.

Sofraya gelen nimetten ilk lokmayı almadan evvel, yapılması gereken evliya sohbeti (muhabbeti) etmekten geçer. Yani birkaç dakika Allah’ını adını anarak edilen muhabbet nimetin üzerindeki zulmeti yok eder. 3 ihlas – 1 fatiha ile nimetin güzellikleri insana sirayet eder.

Afiyet olsun:)

Written by tûbâ

Leave a Comment