Nasıl anlatsam…
Oradaki tüm evlerin bahçelerini gezdim, çamaşır astım, evin önünü süpürdüm.
Komşuya haber saldım, çay demledim.
Damı akıtan evin şikayetini ettim.
Yağmurda ıslanmamak için koşarak eve kaçtım.
Yaz için kar topladım, sakladım.
Her bi’ evin içine dahil oldum.
Bıraksanız bulutları da olabilirdim.
Sonra “hadi gidiyoruz tuba” dediler.
Gidemeden gittim.

Nasıl anlatsam…
Hayatın akışını durdurmuşlar sanki orada.
Size burada kimse dokunamaz, kimse bi’şey yapamaz demişler gibi.
İzmir’de olacaksınız ama İzmir’den olmayacaksınız denmiş gibi.
Çok bilinen yerde az bilineceksiniz sözü verilmiş gibi.
Çok sesli bir ortamda sessiz olma görevi verilmiş de,
Sessizce çok konuşmaların ortamı için hazırlanmış gibi.
Öyle çok konuştum, öyle kimse duymadı.

Nasıl anlatsam…
Arada olur, kafayı toplamak istersin, şöyle bi’ nefes almak.
Ya da kırmak, ki temelli tuz buz olsun içindekiler..
Yol iyi gelir yollara düşmek istersin,
Farklı hayatlara misafir olmak da güzelleştirir insanı.
Nesnelerin ve doğanın enerjisine de inanırsın,
Ve tarihin de konuştuğunu bilirsin,
Gel gör ki nereye gidileceğini bilemezsin,
Birgi’ye git.
Birgi’yi gör.
Ama kimseye söyleme.

Çünkü masallara kimse inanmaz.
Ve masallar ancak inananlara kapılarını açarlar.

Written by tûbâ

Leave a Comment