momo kitap

Bazı kitaplar vardır hani. Çocuklara yöneliktir güya. Ama birçok “En çok satanlar” köşesinde yer alan kitaptan daha kitaptır yetişkinler için. Bir günde bitip bitmemesi ile gerçek kitap severler için turnusol kağıdı olma özelliğini de taşır hani.

Öyle bir kitap keşfettim, keşfettirildim. Bilmem nedendir bir sohbet arasında Momo’yu oku sonra konuşalım dendi. Aldım, okudum, notlar aldım. Okuduktan sonra ver dendi. Yenisini alır elimdekini vermem, kitaplığımda başucu bölümünde duracak dedim. Öyle de oldu. Niye?

Eğer bir kitabın altını çiziyorsam, yanlarına notlar alıyorsam, başına sonuna bende oluşturduğu izlerin izlerini bırakıyorsam, o kitabı kimseyle paylaşamam. Altını çizdiğim pasajları ayrı bir deftere not eder, döner tekrar okur, mümkün mertebe o pasajları uygulama safhasında gündelik hayata geçirmeye çalışırım.

Momo. Paylaşamayacağım bir kitap oldu benim için. Yazarın çocuklara yönelik yazı dilini kullanmasındaki hüneri, onları sürüklediği düşsel ve düşüncesel derinliğe geçişteki ustalığı, çevirinin kalitesi (Leman Çalışkan – Pegasus Yayınları), nice edebiyat kitaplarında bulunmayan o “ders”lerin naifliği, Momo’nun başucu kitabım olmasında imzası oldu.

Momo; iki zıt ana karakterin ve arkadaşlarının çarpışması ile yaşadıklarını el alan bir kitap gibi görünse de, asıl okunması gerekenler satır aralarında. Dünyada var olmuş ve olacak sistemlerin çatışması, sosyolojiye giriş dersinde anlatılsa ancak bu denli etki bırakan senaryo oluştururdu. İçimizdeki Şeytan kitabındaki Ömer’in iç karakterlerinin bu kitapta ayyuka çıkarak Sabahattin Ali’ye selam gönderdi. Özgürlük denilen kavramın artık vazgeçebildiklerimizle birlikte, oynanan algımıza verdiğimiz izinle de orantılı olduğunun izahati ve dahi ispatı.

“Fakir insanların değil, zengin insanların doymaması yüzünden dünyada bunca sefalet var” cümlesinin tez, “Hiç zamanım yok diyen kimse çok meşgul değildir, zaman yönetimini bilmiyordur” cümlesinin doktora çalışması.

İnsanın şapkayı dizine koyup da biraz da kendisiyle ilgilenmesini sağlayan Momo, bireysel olarak gündelik hayata takılıp, daha bencil, daha hırslı olma sebeplerimizle bizi yüzleştiriyor, toplumsal olarak da statü, saygınlık, kariyer uğruna savaştığımız değerleri su yüzüne çıkarıyor, “İnsanların sevmedikleri işleri yapmalarından dolayı sevdikleri şeylere vakitleri kalmıyordu” cümlesini kurmama sebep oluyor.

Momo birçok dayatmanın, anlamsızlığın, sistemlerin ve anlamsızlıklarının başkaldırısı. İki zıt karakterin çatışması. Şehir ile köyün, şeytan ile meleğin, dijital ile analogun, toplum ile bireyin, kapitalizm ve ütopyanın, sanal ile hayâlin, nefs ile aşkın çatışması.

Eğer varsa bir devrim ve yapılacaksa şayet bunu ancak ve ancak Momo yapar. Unutulması gereken tek şey; Momo: İçinizde/n biri.

Written by tûbâ

Leave a Comment