sosyal medya

Küçükken, çok küçükken ne zaman ailemden ayrı bir yere gitsem eve döner dönmez ilk yaptığım şey, aile erbabına gittiğim yeri, yaşadıklarımı anlatmak olurdu. Hiçbir detay atlamadan. Ânı ânına. Anlattıklarım kadar yaşamış, anlatmadıklarımı yaşamaz sayardım. Ebeveynlerimin bilmesi yaşadığımın ispatı idi.

Şimdi büyüdüm.
Yaşadıklarımı ispat etme gereksinimi ortadan kalktı.
Kalktı?
Kalktı mı?
En azından kalkması gerekiyordu.
Ama…
Ama sanırım kalkmadı.
Kalkmadı?
Kalkamadı.
Sadece boyut değiştirdi.

Artık anımı paylaştığım insanlar ailem değil sosyal çevrem. Paylaştığım anda yaşadığımı hissediyor, paylaştıklarımı bildikleri an yaşadığımı hissettiriyorlar. Yaşadığımın ispatları. Sosyal medya arkadaşlarım, takipçilerim. Üstelik bu sefer tek değilim. Onların yaşadıklarının ispatları da benim. Biyoloji de buna mutualizm deniyor. İki taraf da birbirinden çıkar amaçlı birlikte yaşıyor ve ikisinin de varlığı birbirine güç veriyorsa, arasındaki ilişki mutualizm bir ilişki oluyor. Takipçilerimle aramda bir bağ var, imzalanmış gizli bir antlaşma; “yaşadığını ispat et antlaşması”

Sosyal medyaya giremeyince, kulis oluşmuş da bir tek ben yokmuşum hissi oluşuyor. Erişemeyince bi’ panik, teyakkuz olma hali sarıyor. Sosyal medya hayatımda önemli bir işlev, hesaplarıma özen göstermeliyim. Takipçilerim beni görmek istiyor sürekli. Az bulunmamalıyım, pasifleşmemeliyim. Bir müddet yok olsam hayattan yok olduğumu sanıyorlar. Böyle düşünmelerine izin vermemeliyim. Ben onların sayesinde varım. Olmazlarsa kime yazarım, kime ispat ederim yaşadığımı.

Sosyal medya ile uyanıyorum, yatmadan önce son kez düşündüğüm sevdiğim değil sosyal medya oluyor. Sosyal medya burada benim sevgilim mi olmuş oluyor? Derin mevzu. Hiç girmeyeyim.

Kızıyorsam direkt söylemekle yetinmiyorum. Hatta hiç söylemiyorum. Yazıyorum iki satır, isim vermeden basıyorum enter tuşuna. Bir de öyle afilli yazıyorum ki, en fazla paylaşım o yazdıklarıma geliyor. Paylaşım önemli. Paylaşım olmazsa, beğenilmezse ya da biri cevap yazmazsa siliyorum sonra onu. Bazen öyle iyi göndermeler yapıyorum ki, herkes kendini buluyor yazdıklarımda. Bununla yetinemem ben diyorum ve Twitter’da yazdıklarımdan kitap çıkarıyorum. Kendime dahi söyleyemediklerimi yazıyorum sosyal medyadan sonra oturup kendim anlamaya çalışıyorum.

Gündemle daha yakından ilgileniyorum sosyal medya sayesinde. Daha duyarlı oluyorum. Bir yerde bir duruş sergilenecekse bakıyorum hangi etiketler kullanılmış, başlıyorum o etiketlerle yazmaya. Benim gibi düşünen insanları takip ediyorum. Hiç moralimi bozmuyorum diğer görüşleri takip ederek. Başkalarını görüyorum bilgisayar başında farklı isimler kullanarak, ona buna yazıyor, klavye delikanlılığı yapıyorlar. Aslında hiç gerçek hayatta öyle olmamalarına rağmen, asıp gürlüyorlar. Üzülüyorum.

Gerçek hayatta sohbet ettiklerime tercih ediyorum sosyal medyada takip ettiklerimi. Öyle ya takip ettiğim kişiler benim karakterimi gösterir. “Bana takip ettiklerini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” demişler. Az kişiyi takip ediyorum bu yüzden, daha havalı görünüyorum.

Sosyal medyada biri yazmış: “Gerçek hayatta aktif insan, sanalda paylaşım yapmıyor. Çok paylaşım yapan, başkalarını okumuyor. Başkalarının paylaşımlarını okuyan, sokağa çıkmıyor.” Bunu tek cümlede çürütebilirim; sokağa çıktıktan sonra yaptığım sosyal aktivitemi sosyal medyada paylaştıktan hemen sonra başkalarının paylaşımlarını okuyarak. Böylece hem sosyalde hem de sosyal medyada aktif olur ve başkaları ile de ilgilenmiş olurum. Şahsen ben oluyorum.

Her gün birisiyle tanışmak harika. Yeni insanlar keşfetmek muazzam. Sevmediysem birinin sohbetini basıyorum engeli, başlıyorum başkasıyla tanışmaya. Bir fotoğraf ya da yazı beğenmem yeter merhaba dememe ve tanıştığıma memnun olmama.

Tanıştığıma memnun oldum.
6 milyarla.
Bir süre paylaşımlarına bakıp, birini beğendiklerimle,
Beğenmeleri için sürekli paylaşım yapıp, beni hatırlamaları için çalıştıklarımla,
Tanıştığıma ve tanıdığıma.
Ne kadar süredir tanıyorum?
1 dakika.
Hakkında ne biliyorum?
Adını ve paylaştıklarını.
Memnun oldum?
Evet.
Çok hızlı memnun olmadım mı?
Olabilir,
Eğer sonra memnun olmazsam engellerim nasılsa.

Bakma ben diye hitaplarıma.
Ben sana söylüyorum, hepiniz sen anla.

Written by tûbâ

Leave a Comment